Hikaye



KOYU KIRMIZI, koşulsuz sevginin, fedakârlığın, cesaretin ve gerçek aşkın hikâyesini anlatan bir dizi. Bir yanda İstanbul’un bir gecekondu semtinde sırtlarını birbirine dayamış, hayata tutunmaya çalışan; diğer yanda zenginliklerinin içinde yalnızlaşmış insanlar... Birbirine hiç değmeyecekmiş gibi duran bu iki dünya, bir hastanenin acil servisinde kesişiverir. O andan itibaren kimsenin hayatı asla eskisi gibi olmayacaktır. Çözüldükçe daha da karışan bir düğümün hikâyesidir bu dizi.

Cemil: Hayatını böbrek hastası kız kardeşini yaşatmaya adamış, nadir bulunan kanını bazen satmak zorunda da kalan, dar gelirli bir öğretmen. Ümit: Zengin bir ailenin evlenmek üzere olan inatçı ve sıradışı kızı. Mahir: Nişanlısı Ümit’i deli gibi seven, kariyerinin doruğunda, sırlarla dolu bir iş adamı. Her şey Ümit’in bir trafik kazası geçirmesiyle başlar. Kan kaybeden genç kadını kurtarmak için gerekli olan kan, hastanenin stoklarında kalmamıştır. Ümit’in nişanlısı Mahir panik içinde kan ararken sonunda Cemil’i bulur. Cemil bir çocuğa kan bağışlamış, eve dönmek üzeredir. Mahir, Cemil’den nişanlısı için kan vermesini ister. Cemil ise henüz bağışta bulunduğu için kan verecek durumda değildir. Çaresiz durumdaki Mahir, ne gerekiyorsa ödemeye, vermeye hazırdır; yeter ki nişanlısının hayatı kurtulsun… Cemil, Mahir’in üstten bakan tavırlarından hoşlanmasa da kendi hayatını tehlikeye atmak pahasına kan vermeyi kabul eder. Ümit kurtulur. Hastanede iyileşme süreci devam ederken Cemil de kendi hayatına geri döner. Evin geçimi, kız kardeşi Ayşe’nin ilaç ve bakım masrafları derken zaten iyice zorlanmakta olan Cemil, bir akşam eve döndüğünde kardeşini baygın yatarken bulur. Ayşe’nin böbrek fonksiyonlarında ciddi ölçüde bir gerileme meydana gelmiştir. Ama var olan sağlık sisteminde Ayşe’ye organ nakli sırasının gelmesi neredeyse imkânsızdır. Cemil hayatının baharında, cıvıl cıvıl bir kız olan Ayşe’nin gözleri önünde erimesine izin vermeyecektir. Tek çıkar yol, onu uygun böbreği bulma ihtimali daha yüksek olan bir ülkeye götürmektir. Cemil, ameliyat ve yolculuk masraflarını -geri ödemek kaydıyla- Mahir'den istemeye karar verir. Mahir, Ümit’in annesi Bedriye Hanım’ın holdinginde üst düzey yönetici olarak çalışmaktadır. Cemil, tam da kritik bir iş toplantısı öncesinde karşısına çıkar Mahir’in. Kendisi nasıl onun nişanlısının hayatını kurtardıysa ondan da kendi kız kardeşinin hayatını kurtarmasını ister. Mahir ise Cemil’i anlamaz, istediği paranın çok yüksek olduğunu düşünür ve giderek sevimsizleşen bir tartışmanın sonunda Cemil’i ofisinden kovar. Cemil’in kırılan gururu, içinde olduğu çaresizlik, kız kardeşinin gitgide solan yüzü… Cemil çılgınca bir karar verir: Hayatını kurtardığı kızı kaçıracaktır!..Ne var ki işler Cemil’in planladığı gibi yürümez. Nişanlısı kaçırılan Mahir, Cemil’in istediği parayı bir türlü ödeyemez. Çünkü, Ümit’le ortak hesaplarındaki de dâhil olmak üzere tüm parasını kumar tutkusu yüzünden harcamış, üstüne üstlük ciddi bir borç da yapmıştır. Süre uzadıkça uzar. Ümit bulduğu her fırsatta kaçma girişiminde bulunurken Cemil de okul ile evi arasında ‘ikili’ bir hayata başlar. 

Bu üç kişi, hayatlarını tekrar eski haline getirmek için mücadele ederlerken yavaş yavaş bunun artık mümkün olmayacağını görmeye başlarlar. Her biri geçmişleri, gelecek hayalleri ve ördükleri duvarlarla yüzleşecek; hayatlarındaki asıl hakikatle karşılaşmak zorunda kalacaktır. Bunu sağlayan en sarsıcı deneyimlerden biri de aşk olacaktır elbette...Cemil ile Ümit, kendilerine bile itiraf edemeseler de birbirlerini önce fark edecek ve nihayet sevecektirler. Ne Mahir, ne hayat bir araya gelmelerine izin vermese de...