Hikaye



Yadigar Antep'li... Otuzlarının başında, hem de en başında! Güzel ama güzelliğiyle ilgilenmemiş hiç. Nursuz, kuru biri değil. Aksine yüzünü görenin içi açılır. Baktığı yerde gözünün izini bırakır. Sızlanmaz. Komik, neşeli, lafı gediğine koyan, cin gibi bir kadın. Annesini bebekken kaybetmiş. Babası üç abisini tutmuş, Yadigar'ı anneannesine vermiş “kıza bakamam” diye. İlk yarası annesini kaybetmekse ikincisi babası tarafından yollanmak, istenmemek… On sekiz yaşında anneanne hastalanınca apar topar evlendirmişler. Bir yıl sonra kızı Yaren, yedi yıl sonra Yunus... Değil Antep, mahalleden ötesini bilmez Yadigar. Dünyası evi-barkı, ailesi kadar. Ömründe hiç başka şehre gitmemiş, otuz yaşına kadar gün görmemiş, iki çocuklu,  altın bilezikli bir kadının hayatı peri masalı gibi değişir mi? Yadigar'ın değişecek! 

Peri masalı kadar çabuk ve zahmetsizce değil: Yadigar İstanbul'a gelmenin, babasız çocuk büyütmenin, parasızlığın zorluklarını iliklerine kadar hissedecek. Ama dönüp baktığında görecek ki, herşey mümkün! Tutkulu bir aşk, yeni bir hayat...Gerçi bütün bunlar için önce başına büyük bir felaket gelmesi gerek. Ama bazı felaketler mutluluğa giden kapıyı aralar. Tıpkı Yadigar'ın o gün yaşadıkları gibi...Şans, kader, talih...Antep'li Halil Karataş o gün evden "Ankara'ya tahlil yaptırmaya gidiyorum" diye çıkarken olacakları bilse, muhtemelen kapıdan dışarı adımını atmazdı. Ya da atardı belki de. Çünkü orta halli bir benzin istasyonunun sahibi olan Halil Karataş kendini bildi bileli karısına yalan söylerdi. Tek ayak üstünde, hedef şaşırtarak, seri halinde... O yüzden de o gün en çok karısı Yadigar'ın hayatı değişti. Bir de Yadigar'dan kilometrelerce uzakta, İtalya'daki bir lokantada öğle yemeği servisini yetiştirmeye çalışan Civan'ın... 

Yadigar'ın emanetini saklayan Hüsne'nin, Eğin'li kocası celep Yıldırım'ın, kızları güzeller güzeli Ceylan ve bahtsız Arife'nin, Yıldırım'ın ablaları Kız Saliha ve Elmas'ın, Ali'nin, çulsuz Mahir ve Yadigar'ın iki çocuğunun hayatı da böylece bir daha geri dönmemecesine değişmiş oldu. "Anasız çocuklar peşlerinde melekleriyle doğarmış," demişti anneannesi Yadigar'a. Kıyamet durulup da Civan elini tuttuğunda, Yadigar bir meleği olduğuna ilk defa kendi de inandı!