Hikaye



Acı Bir Aşk Acı Bir Ömre Bedeldir...

“Aşk tesadüfleri sever” elbette ve bir de engelleri… Bir kaza anı, çarpışma halidir aşk… ‘Olay yerine’ toplananlar ne olduğunu anlayamaz, birbirini yaralayanlar çekilirler aşka doğru… Hikâyemizi acılaştıran da işte böyle yaralı-bereli bir çarpışma anının, zamanla dallanıp budaklanmasıdır. İki aşk kazazedesinden biri idealleri ve hayalleri olan Melek, diğeri de evlilik ve hayat yükü altında yorgun düşmüş Bulut’tur. Melek, Bulut’un evli olduğunu bilmeden, Bulut, Melek’e evli olduğunu söyleyemeden yürürler acı bir aşka doğru...

Bir büyük aşk daha acı sonla biter bu hikayede. Ali ile Eylül’ün deli dolu aşkı. Ali ile Eylül’ü ayıran ölüm olur. Eylül intihar ederek sevdiği adama acıların en büyüğünü, terk edilişlerin en acısını yaşatır....

İki kazazede Melek ve Ali koca bir enkazın içinde zar zor nefes almaya çalışırken birbirlerini görür. Birbirlerine tutunup enkazın içinden çıkmaya çalışırlar ama ayağa kalkmaları, birbirlerine sarılmaları için zaman gerekir. Ali ile Melek zamanla birbirlerine sarılacak, bir aşk daha doğacaktır. Fakat bu sefer geçmişleri aşklarını yaşamalarına izin vermeyecektir...

Acı Aşk, mutluluk ve masumiyetle başlayan bir aşkın darmadağın ettiği hayatları konu alıyor. Bir yandan Melek ve Bulut’un rüya gibi yaşadığı imkansız aşkları, diğer yandan sevgiye aç bir kadın olan Sude’nin çırpınışı ve bütün bu gönül tutulmalarının arasında aşkın fedakarlık ve cesaretten ibaret olduğunu hatırlatan Ali… Bu kördüğüm nasıl çözülecek, yolları nasıl kesişecektir.